DİĞER İKNA YÖNTEMLERİ


7. Yöntem: Darwinistler İnsanları Etki Altına Alabilmek İçin Demagojinin Her Türünü Kullanırlar


Darwinistlerin en önemli özelliklerinden biri, daha önceki bölümlerde de zaman zaman değindiğimiz gibi demagojiyi yani söz sanatını son derece etkin bir şekilde kullanmalarıdır. Laf ve kelime oyunları yapmada oldukça başarılıdırlar. Çok şey söylüyor gibi gözüküp, aslında elle tutulur hiçbir şey söylemezler. Düzenledikleri konferanslarda saatlerce konuşmalarına rağmen, evrim teorisini kanıtlayacak tek bir kelime bile etmemeyi başarabilirler. Amaç karmaşık cümleler ve sözde bilimsel izahlarla laf kalabalığı yapma ve insanları konuşmanın son derece bilimsel bir çizgide gittiği illüzyonuna inandırmadır.
Darwinistler bu tarz konuşmalar yaparken bilimsel bir hava oluşturabilmek için evrim teorisinin temel konularıyla hiçbir bağlantısı olmayan, jeoloji, genetik, tıp gibi konuların detaylarına da girerler. Bu konuları o kadar uzun uzun ve ağır bir dille anlatırlar ki, dinleyicilerde adeta bir "sarhoşluk" oluştururlar. Evrim teorisiyle ilgisi olmayan bu konuların arasına sıkıştırdıkları evrimci izahlardan ise çok fazla şey beklerler. Böylece tüm bu konuların birbirleriyle ilgisi varmış, bunlar birbirlerini destekliyormuş gibi bir hava yaratırlar. Örneğin genetik biliminde yaşanan gelişmelerle ilgili çok uzun açıklamalarda bulunurlar. Ancak bu açıklamaların arasında evrim teorisini destekleyecek hiçbir bilgi yoktur. Buna rağmen yazının veya konuşmanın sonunu "İşte genetik bilimi de evrim teorisinin çok büyük bir delilidir" diye bitirirler. Bu şekilde de sanki genetik bilimi evrim teorisini destekliyormuş gibi bir izlenim oluştururlar.



Christopher Wills

İnsanları bu karanlık büyünün etkisi altına almak için kullandıkları bir başka yöntem ise, "Elde bir sürü delil var, ama bunların hepsini burada anlatmaya vaktimiz yetmeyeceği için başka konulardan söz edeceğim", "Evrim teorisinin delillerini anlatmaya ne bu kitap ne de ansiklopediler yeter, onun için size sadece bir-iki tanesini söyleyeceğim", "Evrim teorisinin delillerini anlatırım, ama siz anlamazsınız, onun için boşverin" gibi sözlerle insanları aldatmaktır. Bu yöntemler sayesinde hiçbir zaman ve hiçbir ortamda evrim teorisinin asıl cevaplaması gereken soruları cevaplamazlar. Evrimci, Christopher Wills de bir kitabında aynı yönteme başvurmaktadır:
Öncelikle, evrimin nasıl çalıştığı konusunda Darwin'den bu yana toplanmış olan kanıtların bazılarına hızla göz atmak gerekecek. Bunu sizi mümkün olduğunca üzmeden yapmaya ve ilginç kılmaya çalışacağım. Aslında bu boyutlarda bir kitabın bu bilginin tümünü kapsaması olanaklı değil. Bir arkadaşım yıllardır böylesi bir evrim ansiklopedisi üzerinde çalışıyor ve ben de ona şans diliyorum…49  

 


Oysa Wills'in yukarıdaki sözlerinin gerçeklerle hiçbir bağlantısı yoktur. Kitabın özellikle ilk bölümlerinde ele aldığımız gibi evrimcilerin iddiaları son derece inanılmazdır ve bilimsel bulgularla da kesin olarak yalanlanmaktadır. Dolayısıyla "ansiklopedilere sığmayacak kadar çok delil" ifadesi tamamen gerçek dışıdır. Sık sık tekrarladıkları bu açıklamanın sebebi, neden her kitapta, her konferansta hep aynı birkaç "sözde" delili gösterdiklerini kendilerince örtbas edebilmektir. Aslında delil olarak öne sürdükleri konular evrim karşıtı pek çok yayında defalarca çürütülmüştür. Ama evrimciler bu gerçekleri kabul ederlerse evrimin geçersizliğini de kabul etmek zorunda kalacaklarını anladıkları için, sanki kimse onların bu delillerini çürütmemiş gibi bir üslup kullanırlar.


Darwinci teorilerin sadece söz sanatına ve evrimcilerin ikna yeteneklerine dayandığını Phillip E. Johnson da şu şekilde ifade etmektedir:


Teori büyük ölçüde söz sanatına özgü ikna etme yöntemlerine dayanan bir propaganda kampanyasıyla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır:  Gizli varsayımlar, üzerinde konuşulan sanki kanıtlanmış gibi varsayılan ifadeler, belli belirsiz tanımlanmış ve tartışmanın ortasında anlamı değiştirilmiş terimler, hayali düşmanlara saldırılar, seçmece kanıtların alıntıları ve benzeri. Teori aynı zamanda kültürel itibarıyla korunmaktadır.50 
Johnson'ın da yukarıdaki sözleriyle ifade ettiği demagojik anlatımlara pek çok örnek vermek mümkündür. Evrimci bilim adamlarının insanları aldatmak için kullandıkları kelime oyunlarına çok güzel bir örnek de Türk Darwinistlerden Ümit Sayın'ın aşağıdaki açıklamasıdır:


Yaşam, Dünya'da denizlerde veya göllerde başlamış ya da yaşamı oluşturabilecek moleküler bilgi uzaydan düşen meteoritlerden, kuyruklu yıldızlardan gelmiştir.51 
Bu ifadelerinde görüldüğü gibi Ümit Sayın hayatın başlangıcına dair hiçbir kesinlik ifade etmeyen, bilimsel bir delile de dayandırılmayan bir anlatım kullanmaktadır. Hep ortalı ifadeler kullanmaktadır ki, evrim dünyada tutmazsa uzaya da mutlaka bir açık kapı bırakabilsin. Bu açıklama aslında evrimcilerin hayatın kökeni hakkında hiçbir açıklama getiremediklerinin çok net bir göstergesidir.
Darwinistlerin kullandıkları bir başka yöntem de akılla ve mantıkla bağdaşmayan örnekleri çok büyük bir bilimsel gerçeğe parmak basmış gibi sunmalarıdır. Evrimciler insanların gözlerini boyamak için son derece mantıksız konuları, günlük hayatlarından örnekler vererek mantıklı hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bununla ilgili bir örneğe –fosil otopark benzetmesi- önceki sayfalarda başka bir başlık altında yer vermiştik. Ancak bu bölümde de konuyla ilgili birkaç örneği anlatmakta fayda vardır.


Bununla ilgili bir örnek yine Ümit Sayın'ın Tim M. Berra isimli bir evrimciden aldığı ünlü "Corvette araba örneği"dir. Berra, kitabında Corvette'lerin 1953, 1962, 1978, 1990 modellerinin resimlerini arka arkaya dizmiş, sonra da "İşte Corvette nasıl evrimleşiyorsa, canlılar da öyle evrimleşiyor"52 demiştir. Bu örnekteki mantık boşlukları ve gerçeklerden uzak yaklaşım rahatlıkla fark edilebilmektedir. Yazar, sanki söz konusu araba modelleri, mühendislerin, tasarım uzmanlarının, bilgisayarların uzun ve koordineli bir çalışması sonucu değil de dağlarda rüzgarın, yıldırımların, yağmurun, güneş ışığının etkisiyle tesadüfen gelişmiş gibi, "Corvette'in evrimi"nden bahsetmektedir! Oysa Corvette modelleri tesadüflerle değil, bilinçli ve akıllı bir planla gelişmiştir. Bu nedenle, Berra'nın verdiği örnek, evrim teorisine değil, Yaratılışa delil oluşturmaktadır. Ama halkın bir kısmının inceleme ve araştırma imkanları son derece kısıtlı olduğu ve genellikle bu konular üzerinde pek düşünmedikleri için evrimciler bu konuyu istismar ederler. Gerek konuşmalarında gerekse yazılarında birçok mantıksız açıklamayı, bilim adamı sıfatlarının ardına sığınarak çok büyük bir rahatlıkla kullanabilirler.


Evrimcilerin teorilerini makul ve anlaşılır göstermek için verdikleri tuhaf örneklere evrimci bilim adamlarından Richard Dawkins'in kitaplarında da sık sık rastlamak mümkündür. Gen Bencildir ismini verdiği kitabındaki ilginç tezinde Dawkins, genlerle Chicago gangsterleri arasında garip bir benzetme yapmaktadır:


Bu kitaptaki tez, bizim diğer bütün hayvanlar gibi, genlerimiz tarafından yaratılmış makinalar olduğumuzdur. Başarılı Chicago gansterleri gibi. Bizim genlerimiz de, epey rekabetçi bir dünyada milyonlarca sene boyunca hayatta kalmayı başarabilmişlerdir.53 
Daha tek bir genin dahi nasıl oluştuğunu açıklayamayan Dawkins, bu ilginç benzetme ile genlerin de tesadüflerle hayatta kalabileceği gibi son derece akıl dışı bir yaklaşımda bulunmaktadır. Fakat ne yazık ki konu hakkında bilgisi olmayan bir kişi, Dawkins'in "profesör" ünvanına aldanarak bunları inandırıcı ve makul görebilmektedir.
Buraya kadar verdiğimiz örneklerde görüldüğü gibi Darwinistler, Chicago gangsterleri, Corvette marka arabalar, fosil-otopark bağlantıları gibi anlamsız benzetmelerle insanları etkilemek zorundadırlar. Çünkü ellerinde bu tür içi boş sözler dışında bilimsel bir delil, gerçek olarak sunabilecekleri bilimsel bir bulgu yoktur.


8. Yöntem: Sürekli Tekrarlanan İçi Boş Sözlerle İnsanların Beyinlerini Uyuşturarak "Büyü" Etkisi Oluşturmaya Çalışırlar


Evrimcilerin ana telkin yöntemlerinden olan demagoji konusunda vurgulanması gereken bir başka nokta da çıkan tüm kitaplarda bilimsel delil yerine, hep aynı ama "içi boş" söz ve kalıplar kullanmalarıdır. Her kitapta onlarca hatta yüzlerce kez geçen bu "tılsımlı" sözler ve kalıplar bu tarz ikna yöntemleriyle adeta insanların kafalarına kazınmaktadır. Örneğin, "İnsan olduğuna göre evrim de olmuş demektir.", "İnsan en gelişmiş hayvandır.", "Hayvan türleri içinde sadece insan...", "Sonunda evrimin eksik halkası bulundu.", "İlkel insandan günümüz insanına geçişte…", "kesin kanıtlanmıştır, kuşku götürmez gerçekler, bir kez daha ispatlanmıştır, hiç kuşku yok…" gibi telkin yüklü ifadeleri sık sık satır aralarına yerleştirip, insanlara bunların bilimsel birer gerçek olduğu fikrini aşılarlar. . Giorgio de Santillana ve Hertha von Dechend Hamlet’s Mill: An Essay Investigating the Origins of Human Knowledge and Its Transmission Through Myth adlı kitaplarında bu yöntemi şu sözleriyle en özlü biçimde tarif etmektedirler:


Bize insanoğlunun sanatı kademe kademe geliştirdiği ve sonunda tarihin ışığında ortaya çıktığı anlatıldı. Bu "yavaş yavaş" ve "adım adım" gibi insanın beynini uyuşturmak için kullanılan kelimeler sürekli olarak tekrarlandılar. Amaç büyük bir bilgisizliği örtmekti. Biri şu soruyu sormalıydı: Hangi kademeler? Ancak bu soruyu soran kişi de verilen yavan cevaplarla uyuşturuldu ve vazgeçti. Çünkü hiç kimse medeniyetin bir anda oluştuğunu düşünmek bile istemiyordu.54 

Bir Evrimcinin Oyunu
Evrimcilerin başka bir demagoji örneği de yine Bilim Ütopya dergisinde, Ümit Sayın tarafından yapılmıştır. Sayın, yazısında evrimi eleştiren eski tarihlerde basılmış birkaç kitabın kısa bir listesini verdikten sonra, "Bilim insanlarının yaratılışçılara yanıt olarak yazdıkları kitaplardan bazıları" başlığı altında yirmi civarında kitap içeren daha uzun bir liste yerleştirmiştir. Kendince, "Evrimcilerin çok daha fazla yayını var, demek ki evrim daha doğru" gibi çocukça bir mantığa başvurmuştur. Halbuki yalnızca son birkaç yılda bile, evrim teorisinin bilimin tüm dalları tarafından geçersizliği ortaya konmuş bir varsayım olduğunu, yine bilimsel veri ve yöntemlerle açıklayan Amerikalı, Alman, İsrailli, Avustralyalı bilim adamlarının pek çok değerli eseri ve çalışması mevcuttur. Bu kitaplarda evrimin cevap verilmedik, çürütülmedik tek bir senaryosu kalmamıştır. Kaldı ki, evrim teorisinin bütünüyle uydurma bir senaryo olduğunu anlamak için binlerce kitaba, araştırmaya da ihtiyaç yoktur. Küçük bir cep kitabı bile, evrimi anlatan ciltlerce kitabı çürütebilir. Zira, tek bir proteinin tesadüfler sonucu oluşamayacağı gerçeği dahi evrimi kökünden iptal etmek için yeterlidir.
(Evrimcilerin Yanılgıları, Harun Yahya, s. 122)

Aslında Darlington'ın yukarıda tarif ettiği tarzda ifadeler herhangi bir insan tarafından dile getirilse, hiçbir şekilde inandırıcı bulunmaz. Fakat bu konuşmaları bilim adamı görüntüsündeki ciddi ve görünürde kendinden emin bir kişi yaptığında, insanların önemli bir kısmı büyük bir hayranlıkla tüm söylenenleri dinler.


Richard Dawkins'in kullandığı "programlanma" kelimesini bu tarz tılsım etkisi oluşturan kelimelere bir örnek olarak verebiliriz. Dawkins kitaplarında bu kelimeyi sık sık kullanır. Örneğin Gen Bencildir (The Selfish Gene) isimli kitabında özveri konusunu evrimci bir anlayışla "Genetik olarak özverili olmaya programlanmış olsaydık, özverili olmayı öğrenmemiz şimdikinden daha kolay olabilirdi"55 şeklinde anlatır. Dawkins tüm kitabı boyunca hep bir programlanmadan söz eder, bu programlanmanın etkisiyle oluşan davranışları tahlil eder. Ama programlayanın kim olduğu, canlıları nasıl bir işlemle programladığı, amacının ne olduğu sorularına hiçbir şekilde cevap aramaz. Dawkins'e göre ortada programcısının kim olduğu belli olmayan bir program vardır. Bir kişi biraz düşünüp "Bu programı yapan kim?" diye sorsa Dawkins ve aynı zihniyeti taşıyanlar, muhtemelen Darwinist büyüyü devam ettirebilmek için "Bu, tabiatın bir mucizesidir" diyeceklerdir.
Oysa Darwinist büyünün etkisinde olmayan bir insan doğanın, hiçbir canlının genine milyarlarca bilgiyi şifreli olarak kodlayamayacağını rahatlıkla idrak edebilir. Bu insan şunları düşünür: Doğada bu bilgilerin bir tanesine bile kendi iradesiyle sahip olan bir varlık yoktur ki bir de bu bilgiyi başka bir canlıya kodlasın.


Tüm canlıları genlerindeki bilgileri ile yaratanın üstün bir güç ve ilim sahibi olan Allah olduğu açık bir gerçektir. Ancak evrimci büyünün etkisindeki insanların durumu farklıdır. Büyünün etkisi onların gözlerinin üzerine adeta bir perde indirir ve onların bu açık gerçekleri görmelerini engeller. Bu ruh haliyle ilgili olarak Kuran'da pek çok örnek verilmiştir. İnsanların birçoğunun tarih boyunca apaçık gerçekleri göremedikleri, yaratılışı kavrayamadıkları anlatılmıştır. İnsanların kavrayış eksikliğini bildiren bu ayetlerden biri şöyledir:


Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)


9. Yöntem: İlgisiz Konuları ve Buluşları Evrimin İspatı Gibi Göstermeye Çalışırlar


Darwinistlerin evrimci büyüyü sürdürmeye yönelik bir diğer yöntemleri ise evrim teorisiyle hiçbir bağlantısı olmayan konuları sanki evrim teorisini doğruluyor gibi göstermeleridir. Örneğin hayvanlardaki ve insan vücudundaki mükemmel yaratılış örneklerini sayfalarca anlatıp, en son cümleyi de "İşte evrimin güzel bir ürünü" diye bitirirler. Oysa bir sistemin nasıl çalıştığını öğrenmek onun nasıl ve neden meydana geldiğini anlamaya yetmez. Örneğin Güneş Sistemi'nin nasıl çalıştığı, gezegenlerin birbirleriyle etkileşimleri, hangi hızda döndükleri gözlem yoluyla öğrenilebilir. Fakat bu, Güneş Sistemi'nin neden ve nasıl meydana geldiğini anlatmaya yetmez. İşte evrimcilerin yaptıkları da budur. Genetik biliminin, uzay biliminin, biyolojinin, anatominin, jeolojinin, sosyolojinin ve daha pek çok konunun ayrıntılarını saatlerce anlatır, fakat asıl soruya, yani bunların neden ve nasıl meydana geldikleri gerçeğine hiçbir şekilde değinmezler.



Evrimcilerin klasik büyü yöntemlerinden biri de evrimle ilgili bir yazı imiş izlenimi verecek başlıklar atıp, aslında o konu hakkında sadece genel bilgi vermektir. Örneğin "Primatı İnsana Dönüştüren Ellerimiz" başlıklı yazıda "Bundan milyonlarca yıl önce bir canlı türü iki ayağı üzerinde durmayı başardı" şeklinde birkaç beylik evrimci slogan yerleştirilmiş ve bunun altına da iki sayfa tamamen elin fizyolojisiyle ilgili tıbbi bilgiler verilmiştir. Aynı taktik alttaki makalede de kullanılmaktadır. Bu yolla sanki anlatılan konu evrimle ilgiliymiş gibi bir izlenim yaratılmak istenmiştir. Oysa yazının içeriğinde, evrimin varlığını ispatlayan tek bir delil dahi bulunmamaktadır.

Amerikalı biyokimya profesörü Michael J. Behe ilgili ve ilgisiz her konunun evrimle açıklanmaya çalışılmasını, aşağıdaki sözleriyle çok açık bir şekilde ifade etmektedir:
Hatta bu teori, bazı bilim adamları tarafından insan davranışlarının anlaşılması için de genişletilmişti: İntihar eden insanlar neden bunalıma düşer, neden gençler evlenmeden çocuk sahibi olurlar, neden bazı gruplar zeka testlerinden diğerlerinden daha başarılı olur ve neden dini misyonerler evlenemez ve çocuk sahibi olamazlar… Evrimsel düşünceye konu olmamış hiçbir şey kalmamıştır aslında, bir organ veya fikir, görüş ya da duygu olsa bile…56 
Başka bir bilim adamı ise Darwinistlerin evrim teorisini, tüm evreni sarıp kuşatan kendilerince inkar edilemez bir ilke olarak kabul ettirme çabalarını şu şekilde açıklamaktadır:
Evrim kavramı kısa zamanda biyolojik alanın dışına da yayılmıştır. Bir yanda yıldızlar ve kimyasal elementlerin oluşumu gibi inorganik konular, bir yanda dil bilimi, sosyal antropoloji, karşılaştırmalı kanun ve din gibi konular evrimci bir açıdan incelenmeye başlanmıştır, ta ki bugün bizler evrimi evrensel ve herşeyi sarıp kuşatan bir süreç olarak görene kadar.57 
Yukarıdaki alıntıda da belirtildiği gibi amaç, evrimin "evrensel" ve "herşeyi sarıp kuşatan bir süreç" olduğu konusunda insanları ikna etmektir. Dolayısıyla ekonomiden evlilik oranlarına kadar herşey evrimin konusu haline getirilmiştir. Bu yöntem aynı zamanda evrimcilerin, hayatın her alanına evrimci büyünün telkinini yaymalarına da imkan sağlamaktadır. Örneğin bu kişiler, teknolojik ilerlemelerden, bilgisayarın icadından bahsederken bir anda "İşte evrim sürecinin güzel bir örneği" diyebilmektedirler. Bu, tamamen içi boş ve bilimsel anlam taşımayan bir ifadedir. Evrimci büyüden sıyrılarak düşünen bir insan bu ifadenin, bir komünistin ideolojisini savunmak için "Marx bir kez daha haklı çıktı: Dolar, Alman Markı karşısında geriledi" demesine benzediğini rahatlıkla kavrayabilir. Kuşkusuz Marx'ın ideolojisiyle Alman Markının veya doların hiçbir ilgisi yoktur; sözde evrimsel süreçlerle bilgisayarların bir ilgisi olmadığı gibi…

 


YANILTICI BAŞLIKLAR
Burada görülen yazılardaki ortak özellik, evrimin varlığını çağrıştıran başlıklarıdır. Ancak yazıların içerikleri incelendiğinde son derece ilginç bir durumla karşılaşılmaktadır. Çünkü yazıların tümünde evrimle ilgili bir delil sunmaktan çok, deniz analarının mucizevi yönleri, insan beyninin çalışma sistemi gibi yaratılış mucizeleri anlatılmaktadır.

10. Yöntem: Bilimsel Delil Teşkil Etmeyen Konuları ve Bulguları, Evrimin Delili Gibi Gösterirler
Evrim teorisini çok büyük bir sadakatle sahiplenen Darwinistlerin kullandıkları bir başka yöntem de hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan konuları insanlara bilimsel gerçekler olarak sunmalarıdır. Örneğin çok basit bir kemiğin ele alınıp, saatlerce o kemiğin bulunduğu katman hakkında karmaşık bilgilerin anlatılması, o kemiğe halkın telaffuz etmekte güçlük çekeceği Latince isimlerin takılması, kemiğin ait olduğu canlının ataları ve hayatı hakkında çok ayrıntılı tasvirler yapılması, insanların üzerinde çok derin bir etki oluşturur. Anlatan kişinin kemiğin tarihi ve doğruluğu hakkında çok şey bildiği ve her söylediğini bir delile dayandırdığı düşünülür. Oysa gerçekler hiç de düşünüldüğü gibi değildir. Kemiklerle ve sözde delillerle bir büyücü edasıyla oynanan bu oyun, bir göz boyamadan başka birşey değildir.
Eline kemiği alan evrimci, aynı bir büyücü gibi bu kemikten medet ummakta, türlü illüzyonlarla kemik üzerine senaryolar kurmaktadır. Çünkü söz konusu kişi aslında o tasvirleri yapmasını sağlayabilecek hiçbir delile sahip değildir. İlerleyen satırlarda fosil bilimcilerin kaleminden vereceğimiz birkaç örnek, konunun daha rahat anlaşılmasını sağlayacaktır.


 

Evrim teorisini savunan bir fosil bilimcinin insanın kökenini ve evrim sürecini anlatmak için yazdığı bir kitabı ayrıntılı olarak incelemek, bu büyüyü kavramak için yeterlidir. Bir fosil bilimcinin kitabının en önemli özelliği araştırma yaptığı bölgenin sayfalarca süren tasvirlerini yapmasıdır. Adeta bir efsane ya da bir masal anlatır gibi, o bölgenin iklimi, bitki ve hayvan topluluğu, dağları, gölleri, ovaları ayrıntılı olarak anlatılır. Burada amaç, kitabı okuyan kişinin gerçeklerden uzaklaştırılıp, bir hayal dünyasına götürülmesidir. Elde hiçbir delil olmadığı için ancak bu tarz göz boyamalarla, masalsı anlatımlarla insanların etkilenmeleri ve ikna edilmeleri gerekmektedir. Ama konu bulunan fosillere gelince çok ilginç bir gerçekle karşılaşırız. Fosil konusunun anlatımı da milyonlarca yıl önceki hayali ortamın uzun tasvirleriyle başlar. Satır aralarında "İşte atalarımızın yaşadıkları yerler buralardır" gibi hiçbir bilgi, kanıt ve bulguya dayanmayan sözler söylenir. Bu kitaplarda yer alan bazı ifadeler ise son derece ilginç itiraflar taşır. Örneğin bir fosil bilimci olan Richard Leakey bir kitabında, ele geçirilen bir kemik parçasıyla aslında bu kadar çok detayı öğrenmenin mümkün olmadığını açıkça itiraf etmektedir:


Dürüst olmak gerekirse, Ramapithecus hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmediğimizi itiraf etmeliyiz: Neye benzediğini, neler yaptığını ve nasıl yaptığını bilmiyoruz. Ama elimizde bulunan ve hepsi birkaç düzine bireye ait olan çene ve diş parçaları ile, birkaç kol ve bacak kemiği parçasının yardımıyla ve bunlardan esinlenerek tahminlerde bulunabiliriz.58 
İşte buradaki "hiçbirşey bilmediğimizi itiraf etmeliyiz" ve "esinlenerek tahminlerde bulunabiliriz" cümleleri son derece önemlidir. Çünkü bu ifadeleri kullanan bilim adamı dünyanın en tanınmış fosil bilimcilerindendir ve onun tahminleri insanlar arasında çok büyük itibar görmekte, bilimsel delil olarak kabul edilmektedir. Peki bu bilim adamı acaba kitabın devamında -gerçeklerden uzaklaşarak- ne tip tahminlerde bulunmaktadır?



Ünlü evrimci Richard Leakey fosiller hakkında yorum yaparken kesin delilleri değil de içgüdülerini kullanmaktan çekinmeyen bir kişidir.

Evrimci fosil bilimciler genellikle buldukları bir fosilin ilk önce boyunu, yaşadığı yerleri, nasıl ve nelerle beslendiğini, yüz yapısını, diğer bireylerle arasındaki ilişkilerini, alışkanlıklarını, iki ayaklı mı dört ayaklı mı olduğunu, sosyal yaşamını, üremesini, tüylü olup olmadığını, rengini ve zekasını şaşırtıcı bir şekilde tahmin ederler. Günümüzün fosil avcılarından Richard Leakey'nin, kendi bulduğu fosiller üzerindeki yorumlarına bakmak bu konudaki tahminlerin boyutlarını anlamak için yeterli olacaktır:
Örneğin, bir grup erken insan, gölge sağladığı için bir ağacın altında bir süre kalmış, sonra burada o aletlerle taş kırmış olabilirlerdi; belki de sözgelimi yumru kökleri çıkarmakta kullanacakları sopaları yontmak için yonga yapıyorlardı. Grubun buradan ayrılmasından sonra bir leopar avını çekerek buraya gelmiş olabilirdi. Leş yavaş yavaş çürüyecek ve kemikler aletlerin arasına düşecekti. Alanı 1.5 milyon yıl sonra kazan bir arkeolog, bu senaryo ile diğer senaryolar arasında nasıl bir ayrım yapabilir? İçgüdülerim bana, erken insanların bir tür avcılık ve toplayıcılık yaptıklarını söylüyordu, ama İsaac'ın kanıtların doğru bir şekilde yorumlanmasına ilişkin kaygısını da anlayabiliyordum.59 
Bu ifadelerinden anlaşıldığı gibi Leakey yukarıdaki detaylı tarifleri bilimsel gerçeklere değil "içgüdülerine" dayanarak yaptığını açıkça söylemektedir. Nitekim Richard Leakey bir başka ifadesinde de, fosil bilimi açısından "düş gücü"nün önemine şöyle dikkat çekmektedir:
Sit 50'de elde ettiğimiz zengin arkeolojik kanıtları ve düş gücümüzü kullanarak 1.5 milyon yıl öncesi için şöyle bir sahneyi yeniden kurabiliriz…60 
Leakey yukarıdaki ifadesinden sonra kitabın beş sayfası boyunca düşsel bir kurgu yapmaktadır. Bu kurgunun içerdiği ayrıntılar ise sanki gidip görülmüş de, gözlemler aktarılıyormuş gibi bir hava yaratmaktadır. Bu tahminleri okuyan kişi ise bunların fosil bilimcinin hayalgücünün ürünleri olduğunu düşünmez bile, hatta bu tasvirlerin her birinin çok kesin delillere dayalı olduğunu zanneder. Böylece efsaneler ve masalvari anlatımlarla insanlar adeta eski çağlara gidip, atalarının yaşantılarını görmüş gibi olurlar. Bu da, Leakey'nin ifadelerinden de açıkça anlaşıldığı gibi, Darwinist büyünün neden olduğu "halüsinasyonlar"dan başka bir şey değildir. Yapılan açıklamalar hiçbir bilimsel gerçeklik ifade etmemekte, tamamen fosil bilimcinin hayal gücünün genişliğine dayanmaktadır.


11. Yöntem: Görsel Telkinlerle Darwinist Büyüyü Yaygınlaştırmaya Çalışırlar


Darwinistler, tarihte özelikle yarı maymun-yarı insan canlıların yaşadığı fikrini toplumun önemli bir bölümüne kabul ettirmek için çok ciddi bir telkin programı yürütmektedirler. Görsel telkin metodları ise bu programlarının önemli bir bölümünü oluşturur. Çünkü insanlar duydukları birşeyi unutsalar bile gördükleri hafızalarında daha kalıcı olacaktır.
Görsel telkin metodları içinde evrimcilerin en yaygın olarak başvurdukları ise bazı fosilleri kullanarak yaptıkları rekonstrüksiyonlardır. Rekonstrüksiyon "yeniden inşa" demektir ve sadece bir kemik parçası bulunmuş olan canlının resminin ya da maketinin yapılmasıdır. Şimdiye kadar gazetelerde, dergilerde, filmlerde gördüğünüz "maymun adam"ların her biri aslında birer rekonstrüksiyondur.

MEDYADAKİ EVRİM TELKİNLERİ

Hiçbir bilimsel değeri olmayan konuların büyük puntolu başlıklarla evrim delili imiş gibi halka sunulması evrimcilerin sık kullandıkları taktiklerdendir. Bu başlıklar bilimsellikten uzak hatta zaman zaman komik bile olabilmektedir. Soldaki sayfada görülen gazete küpürlerinin tümünde bu yöntem kullanılmıştır. Okunduğunda yazıdaki mantık bozuklukları ve masalımsı anlatım hemen fark edilecek kadar açıktır.

 

 

Ne var ki bu yöntem ile evrimciler bu gibi yazıları okumayan, sadece başlıklara göz atan kişilere evrim vardır" telkinini vermiş olurlar.  Bu sayfada ise, hiçbir bilimsel gerçeklik içermeyen konulara, bir-iki kemik parçası ya da hayal ürünü resim kullanarak "önemli bulgu", "sır çözüldü", "eksik halka bulundu" gibi başlıklarla inandırıcılık kazandırılmaya çalışılması ile ilgili örnekler görülmektedir.

 


Üstteki resimde görülen kişinin görevi hayal gücünü kullanarak rekonstrüksiyon resimler yapmaktır. İşte filmlerde ya da gazete ve dergilerde gördüğümüz yarı maymun-yarı insan canlıların tümü bu kişilerin geniş hayal güçlerinin birer ürünüdür. Gerçekte böyle canlılar hiçbir zaman yaşamamıştır.

 

Ancak insanın kökeni ile ilgili fosil kayıtları çoğu zaman dağınık ve eksik oldukları için, bunlara dayanarak herhangi bir tahminde bulunmak, bütünüyle hayal gücüne dayalı bir iştir. Yani insanın kökenini tasvir ettiği iddia edilen rekonstrüksiyonlar gerçekleri değil, ya fosil bilimcinin ya çizerin ya da heykeltıraşın hayal gücünü yansıtmaktadır. Bu yüzden evrimciler tarafından fosil kalıntılarına dayanılarak yapılan rekonstrüksiyonlar, tamamen evrim ideolojisinin gereklerine uygun olarak tasarlanırlar. Böylelikle yarı insan-yarı maymun bir maket veya bir çizim gören bir insan adeta gerçeğini görmüş gibi etkilenir. Birçok müzede bu maketler sergilenir ve insanlar böylece gerçek atalarını yakından görme imkanını bulduklarına inandırılır. Oysa bu çizimlerin veya maketlerin bilimsel olarak hiçbir değeri ve geçerliliği yoktur. Çünkü kemik kalıntılarına dayanılarak yapılan çalışmalarda sadece eldeki objenin çok genel özellikleri ortaya çıkarılabilir. Oysa asıl belirleyici ayrıntılar, zaman içinde kolayca yok olan yumuşak dokulardır. Evrime inanmış bir kimsenin bu yumuşak dokuları istediği gibi şekillendirip ortaya hayali bir yaratık çıkarması çok kolaydır. Bunların tümü, insanları geçmişte yarı insan-yarı maymun şeklinde varlıkların yaşadığına inandırmak amacıyla hazırlanmıştır.


 

Darwinist büyünün görsel etkilerle sürdürülmesinde ikinci bir yöntem ise, süslü, rengarenk dergiler ve çarpıcı sayfa düzenleriyle insanların gözlerini boyamaktır. Bu bölümün başında Darwinistlerin bilimsellik imajı vermek için görünümlerine çok fazla dikkat ettiklerini belirtmiştik. Çünkü insanların büyük çoğunluğu dış görünüşten çok fazla etkilenmekte, fikirlerini bunlara göre şekillendirmektedirler. Bu nedenle Darwinistler de teknolojiden ve ellerindeki imkanlardan azami şekilde faydalanarak, insanları ikna etmeye çalışırlar.


İçerik olarak birbirinden tuhaf safsatalarla dolu, fakat çarpıcı sayfa düzenlerine sahip evrimci dergi ve gazeteler insanların gözlerini boyamak amacıyla tasarlanmışlardır. Bunlar yapılırken de pek çok detay düşünülmüştür. Örneğin derginin genel görünümü, kapak tasarımı, sayfa düzeni, kapak ve sayfalarda kullanılan renkler, seçilen fotoğraflar ve hitap şekli okuyucuya çekici ve etkileyici gelecek bir kalitede hazırlanmıştır. Böyle çarpıcı bir ambalaj altında sunulan bilgiler ve konular da ister istemez okuyanda bir güven duygusu uyandırmaktadır. Güzellik ve çarpıcılık maskesi altında gizlenen bu büyü, diğerleriyle birleştiğinde okuyucunun üzerinde gerekli olan etki oluşur. Okuyucu ister istemez, böyle bilimsel görünümlü ve kaliteli bir derginin veya kitabın, asılsızlığı bilimsel olarak ispat edilmiş bir teoriyi savunabileceğine ihtimal vermez ve kimi zaman sırf bu nedenle evrim teorisinin doğruluğunu araştırmaya gerek duymaz.


Üstteki resimde hayali bir yarı maymun yarı insanın nasıl oluşturulduğu görülmektedir. Altta yer alan haber ise; dikkat çekici, evrimi çağrıştırıcı bir başlıkla sunulmuş, ancak içerik olarak tuhaf safsatalarla dolu bir yazıdan ibarettir.

 

 

Oysa şunu bir kez daha belirtmek gerekmektedir: Evrimcilerin yüzlerce kemik parçası üzerine Latince kelimelerle bezenmiş, fotoğraflarla doldurulmuş ciltler dolusu demagojik anlatımları, çok sade bir dille ve özlü açıklamalarla tamamen geçersiz kılınabilir. Örneğin üç ciltlik çok ağır bir dille yazılmış, sözde bilimsel görünüşlü bir kitap, birkaç paragraflık gerçek bilimsel değere sahip bir yazıyla tamamen geçersiz hale gelebilir. Hatta daha önce de belirttiğimiz gibi, evrimcilere ait kitapların tümünde delil olarak ortaya konulan bilgilerin ve bilimsel olduğu iddia edilen açıklamaların tümü, sadece küçük bir cep kitabı ile tam anlamıyla çürütülebilecek kadar zayıf ve içi boştur.

 

 

 

 


MEDYADAKİ EVRİM TELKİNLERİ
Bilimsel hiçbir dayanağı olmayan evrim teorisinin "bilimsel bir gerçek" zannedilmesindeki en büyük etken medyadır. Düzenli olarak evrim teorisini konu edinen basın yayın organları bu şekilde teorinin gündemde kalmasını sağlarlar. Kitlesel evrim telkinine medyanın yanısıra, bilimsel kaynaklarda, ansiklopedilerde hatta biyoloji kitaplarında rastlamak bile mümkündür. Dikkat çekici sayfa düzenleri, çarpıcı kapaklar ve renkli resimler kullanılarak hazırlanmış olan kitapların ve dergilerin amacı görsel yönden ilgi çekerek halka "evrim vardır" telkinini verebilmektir.

 


Görsel anlatımla büyü etkisi yaratmak, evrimcilerin çok kullandıkları bir yöntemdir. İlkel insanlar, mağara adamları, insanın atası gibi kavramların tümü hayali çizimlerle şekillendirilmiştir. Bu sayfada bir-iki örneği yer alan gösterişli sayfa düzenlerinin, dikkat çekici resimlerin tek bir amacı vardır: Evrimi çağrıştırmak...

12. Yöntem: “Gerçek Bir Bilim Adamı Olabilmek İçin Mutlaka Evrim Teorisine İnanmak Gerekir” Önyargısını İnsanlara Kabul Ettirmeye Çalışırlar


İçinde yaşadığımız dönemde Darwinizm bilim dünyasında belirli çevrelerce büyük bir baskı aracı olarak kullanılır. Bunun en önemli göstergelerinden biri, bu teoriyi savunmayan ve doğruluğuna inanmayan bilim adamlarının farklı uygulamalarla sindirilmeye çalışılmasıdır. Belirli akademik çevrelerde -evrimcilerin çoğunlukta olduğu- bir bilim adamının kabul görebilmesi için mutlaka evrim teorisini savunması, hatta o konuda yazılar yazması gerekmektedir. Bunu yapmayanlar ise söz konusu çevrelerdeki diğer bilim adamları –ki bunlar da evrimcilerden oluşur- tarafından dışlanır. Özellikle Batılı ülkelerde bir bilim adamının yükselebilmesi, doçent, profesör gibi ünvanlara ulaşabilmesi, bilimsel dergilerde yazılarını yayınlatabilmesi için bazı standartlara uyması gerekir. Evrim teorisini kayıtsız şartsız kabul etmek ve dini inkar etmek bu  batıl sistemin en önemli standartlarındandır. Scientific American dergisinin Eylül 1999 sayısında, "Scientists and Religion in America" (Amerika'da Bilim Adamları ve Din) başlıklı yazıda, Washington Üniversitesi sosyologlarından Rodney Stark, bilim adamlarının üzerinde kurulan bu baskıyı şöyle açıklamıştır:


200 yıldır 'eğer bilim adamı olmak istiyorsan, zihninin tüm dini zincirlerden arınması gerekir' fikri pazarlandı… Üniversitelerde dindar olan kimseler susuyorlar. Ve dinsiz olanlara ayrıcalık tanınıyor. Üst kademelerde dinsizliği ödüllendirme sistemi var.61
Bu tür baskılara maruz kalan bilim adamlarının karşılaştıkları en büyük problemlerden biri de bilimsel dergilerde makalelerinin yayınlanması sırasında çıkmaktadır. Yaratılışı savunan bilim adamlarının dünyaca tanınan dergilerde yazı yazmaları, evrim teorisi aleyhindeki delilleri anlatabilmeleri mümkün değildir. Çünkü bu dergiler çoğunlukla Darwinist büyünün etkisi altındaki kişilerin ellerindedir.
Bunun yanı sıra ders verdikleri üniversitelerde de yaratılışı savunan bilim adamları pek çok zorluklarla karşı karşıya gelmektedirler. Birçok kademesi Darwinistlerden oluşan üniversitelerde profesör olmak ya da etkin bölümlerde ön planda bulunabilmek için evrim teorisi adeta bir önkoşul haline getirilmiştir. Bu koşulu kabul etmeyenler itibar sağlayamazlar, saygıyla anılmazlar. Hatta alaycı üsluplarla, bu kişiler sindirilmeye çalışılır.


İşte bu, aslında evrimci telkin metodlarının, Darwinist büyüyü sürdürmede kullanılan yöntemlerin en etkililerinden biridir. O yüzden bu konuda biraz daha derinlemesine durmakta fayda vardır.
Darwinistlerin "Alaycılık" Silahı
Alay, karşıdaki insana zarar vermek ve onu diğer insanlar önünde küçük düşürmek amacıyla yapılan bir kötü ahlak özelliğidir. Bu yola başvuranların başka bir amaçları ise bu yolla kendilerini yüceltmek, ön plana çıkartmak ve insanlar arasında itibar görmektir. Kendi teorilerine itibar kazandırma ve yaratılışı savunanlara zarar verme peşinde olan Darwinistler için de alay, vazgeçilmez bir yöntemdir. Bu nedenle de Darwinizm büyüsünün temelini alaycılık oluşturur.
Evrimci çevrelerin her konuşmaları, yazıları, mimikleri, bakışları bu alaycı ifadelerle süslenmiştir. Bunun nedeni yaratılışı savunan bilim adamları karşısında bilimsel platformda başarı kazanamayacaklarını bildikleri için, onları psikolojik olarak yıpratmak istemeleridir. Yaratılış gerçeğinin ortaya koyduğu deliller karşısında suskun kalmak yerine, alaycı ifadelerle bezenmiş, ağız, kaş ve gözleriyle yaptıkları alaycı mimiklerle desteklenmiş cılız ifadelerde bulunmayı tercih ederler. Böylece bazı açıklarını, eksiklerini kapatmaya çalışırlar. Örneğin evrim teorisinin günümüzdeki liderlerinden Richard Dawkins bu alaycı üslubu en yoğun olarak kullanan kişilerdendir. Dawkins evrime inanmayan kişileri kendince şöyle tanımlar:


Eğer evrime inanmadığını iddia eden birisiyle karşılaşırsanız bu kişinin ya cahil, ya aptal ya da deli olduğunu söylemek tamamen yerinde bir ifadedir.62 
Bu ifadesinde görüldüğü gibi Dawkins karşısındaki kişinin getirdiği bilimsel delillere daha en baştan gözlerini kapatmış ve üzerindeki Darwinist büyünün yok olmaması için önyargılı bir tutumu tercih etmiştir. Dawkins insanlara da bu önyargılı düşüncelerini telkin etmektedir.
Evrimcilerin bu alanda kullandıkları bir başka yöntem de saldırgan ve hakaret dolu bir üslupla, yaratılış gerçeklerini dinleyip etkilenen insanları kendilerince zararda gibi göstermeleridir. Onlara göre bu insanlar hatalı bir yoldadırlar ve kayıp içindedirler. Oysa asıl hatalı olan kendilerine sunulan binlerce açık delile rağmen yaratılış gerçeğini kabul etmemekte direnenlerdir. Buna rağmen evrimciler, sahte telkinlerini devam ettirebilmek için insanlara çirkin isimlerle hitap etmekten, kutsal değerlere saldırmaktan hiçbir şekilde çekinmezler.
Evrimcilerin kullandıkları bir başka yöntem ise Darwinizm'i eleştiren kitapları veya çalışmaları alaycı bir üslupla anmaları, bunlara bilimsel delillerle cevap vermek yerine, alayla gülerek geçiştirmeye çalışmalarıdır. Evrimci bilim adamlarının bu önyargılı tutumlarına, Michael J. Behe'nin Darwin's Black Box (Darwin'in Kara Kutusu) isimli kitabının önsözünde Notre Dame Üniversitesi'nden felsefe profesörü Peter van Inwogen şöyle dikkat çekmiştir:


Eğer Darwinistler bilimsel gerçeklerle dolu bu kitabı, önemsemeyerek, yanlış anlayarak veya ona gülüp geçerek karşılarlarsa, bu durum bugün Darwinizm'in bilimsel bir teori olmaktan çok bir ideoloji olduğu yönündeki gitgide yayılan şüpheler için önemli bir kanıt olacaktır.63
Yukarıdaki alıntıda da ifade edildiği gibi, Darwinistlerin bilimsel delilleri alaycı tutumlarla karşılamalarının altında yatan neden tamamen ideolojiktir. Evrimciler, yalnızca dini ve yaratılış gerçeğini inkar edebilmek için bu teoriye sarılmışlardır. Ve bu inkarlarını sürdürebilmek için de buraya kadar anlatmış olduğumuz Darwinist büyü yöntemlerini halen kullanmaktadırlar. Karşıt fikirlere yönelik alaycılık da bu yöntemlerin başında gelmektedir. Bu yöntem sayesinde insanlara evrimi savunmanın gerekli olduğunu, yaratılışa inanmanın ise kendilerini küçük düşüreceğini telkin etmeye çalışırlar. Oysa Darwinistler son derece büyük bir yanılgı içinde, kendi kendilerini kandırmaktadırlar.


49- Christopher Wills, Genlerin Bilgeliği –Evrimde Yeni Patikalar, Sarmal Yayınevi, Mart 1997, s. 18
50- Phillip E. Johnson, Objections Sustained, InterVarsity Press, 1998, s. 9
51- Bilim Ütopya, Ekim 1998, s. 28
52- Tim M, Berra, Evolution and the Myth of Creationism, Stanford University Press, Stanford, California, 1990, s. 117
53- Richard Dawkins, Gen Bencildir, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Oxford University Press, 1995, s. 11-12
54- C.D. Darlington, "Origin of Darwinism", Scientific American (Mayıs 1959), s.68
55- Richard Dawkins, Gen Bencildir, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, Oxford University Press, 1995, s. 12-13
56- Michael J . Behe, Darwin'in Kara Kutusu, Aksoy Yayıncılık, 1998, s. 14
57- Henry M. Morris, The Long War Against God, Baker Book House, 1996, s. 19
58- Richard Leakey, Roger Lewin, Göl İnsanları, Evrim Sürecinden Bir Kesit, TÜBİTAK Popüler bilim Kitapları, 4. Baskı, 1998, s.14)
59- Richard Leakey, İnsanın Kökeni, Varlık Yayınları AŞ, 1998, s. 77
60- Richard Leakey, İnsanın Kökeni, Varlık Yayınları AŞ, 1998, s. 85
61- Edward J. larson ve Larry Witham, "Scientists and Religion in America", Scientific American, Eylül 1999, s. 81
62- Phillip E. Johnson, Darwin On Trial, 2. ed. Illinois: InterVarsity Press, 1993, p. 9
63- Michael J.Behe, Darwin's Black Box, arka kapak

ANASAYFA